Çocukların Sorumluluk Kavramını Öğrenmesi için Küçük İpuçları…

Sorumluluk nedir? Kişinin kendine ve başkalarına karşı yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini, zamanında yerine getirmesi bilincidir. Çok küçük yaştan itibaren öğrenilen ve gelişen bir beceridir.

sorumluluk (3)Acaba nasıl sorumluluk sahibi bireyler yetiştirebiliriz?

Öncelikle okul öncesi dönemde küçük ipuçları ile önemli davranış kazanımları ya da davranış değişiklikleri yaratabiliriz.

Peki nasıl? Okumaya devam et “Çocukların Sorumluluk Kavramını Öğrenmesi için Küçük İpuçları…”

Share

Çocuklar Dünyayı Okur…

Okul öncesi, çocuğun dünyayı keşfetmesini ve tanımasını izlemek için heyecan verici bir dönemdir. Küçük çocukları düşündüğümüzde İngilizce öğrenmek etrafındaki dünya ile iletişim kurmalarına olanak sağlamaktadır. Bu dönemde çocuklar, belli nesneleri isteyebilir, soru sorabilir, kendi dünyaları hakkında konuşabilir ve anaokuluna başlamadan önceki durumlarına kıyasla daha üst düzey bir iletişim kurabilirler.

cdoAnaokulu öğrencileri oyun oynama fikrine bayılırlar. Birbirinden değişik oyun olanakları ile donatılmış bir ortamda öğrenmek onlar için daha kolay olacaktır. Bu yüzden eğlenceli ve heyecan verici oyunlar oynamak öğrenmelerine yardımcı olur. Oyun oynarken birçok yapı öğrenirler ve belli harfleri ya da kelime ve yapıları öğrendiklerinin farkına bile varmazlar. Öğretmenler çocuklara boyamaları için harfler veya kelimeler verebilir, harflerle ilgili resim yapmalarını isteyebilir, böylelikle harfleri yazmalarını sağlayabilir; hikaye kitaplarından canlandırmalar yapmalarını isteyebilir, belli sesler ile başlayan eşyalar getirmelerini isteyebilir ve bunun gibi etkinliklerle öğrenme fırsatları yaratabilir. Okumaya devam et “Çocuklar Dünyayı Okur…”

Share

Oyun yalnızca eğlence midir?

oyun (3)Bebek ve çocukların gelişimleri sırasında olgunlaşma ve sosyal boyutun erken gelişmesinde oyunun önemi belirgindir. Ayrıca içinde yaşanılan kültürün önemli etkilerinden olan araştırma duygusunun ve kurallara uymanın öğrenildiği ve geliştirildiği yer de oyunlardır. Oyunlar önce bebeğin kendi bedensel duyumlarının araştırılması şeklinde çok küçük bir alanda başlamakta, sonra yakın çevresi içinde sürmekte ve daha sonrada büyük sosyal ortamlarda gerçekleştirilmektedir. Bebek, çocuk, ergen ya da yetişkin bir kişinin neden oyun oynadığı sorusunun birçok yanıtı vardır. Bunlardan birincisi, içten gelen enerjinin boşaltılması için oyun oynanmaktadır. İkincisi, türe özgü davranışların çok uzun bir süredir aktarılmasına ve sürdürülmesine yardım etmektedir. Bu görüşe örnek olarak, kedi yavrusunun fare yakalamadan önce bir şeylerle oynaması ya da kız çocukların bebeklerle oynayarak annelik alıştırması yapmasını verebiliriz. Üçüncü yanıta göre oyun, gelecekteki becerilerin geliştirildiği bir alan olarak görülebilir. Okumaya devam et “Oyun yalnızca eğlence midir?”

Share

Çocukları “Daha Erken ve Daha Hızlı” Öğrenmeleri İçin Zorlamak Gelecekte Onlara Ne Kazandıracak?

17053Bir zamanlar öğretmenlik yaptığım disiplin ve başarı odaklı bir okulda, en küçük çocuklar bile tipik bir okul gününe aynı şekilde başlardı: Okul marşını ezbere okuyarak. “Ben bir …. öğrencisiyim!” diye söylemeye başlardı 200 çocuk birden. Müdür masaların arasında dolaşırken, bir taraftan da çocukların onun hareketlerine göre başlarını çevirip çevirmediğini ve onu gerçekten takip edip etmediklerini kontrol ederdi. Eğer bir çocuk kendini tutamayıp kıkırdarsa, derhal Sessiz Alana gönderilirdi.

“Kim olduğumu, kim olacağımı ve hayatta ne yapacağımı belirleyebilecek güce sahibim.” Başparmaklarıyla göğüs kafeslerini işaret ederlerdi, kollarını uzatıp sonra da aynı anda ellerini yumruk yaparlardı. “Mükemmelliğe ulaşmaya odaklanacağım.” Okumaya devam et “Çocukları “Daha Erken ve Daha Hızlı” Öğrenmeleri İçin Zorlamak Gelecekte Onlara Ne Kazandıracak?”

Share

Kardeşim doğdu !!!!!!

kardes_kiskancligiKıskançlık, kızgınlık sonucu oluşan, insanlara yönelik bir içerleme tutumu olarak tanımlanabilir. Beklenen ilgi, sevgi ve şefkat eksikliğine verilen bir yanıttır. Kıskançlığı oluşturan ortam çoğu kez toplumsal içerikli olup, özellikle çocuğun sevdiği kişileri kapsar.

Kıskançlık doğal bir duygudur, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Bazı araştırmalara göre kıskançlığın içgüdüsel, yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilen bu duygu çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma, bazı gelişim kuramcılarına göre iki yaş civarında babanın çocuk tarafından tanınmasıyla anneyi paylaşamama üzerine başlar. Bu gelişim evresinin üzerine aileye yeni katılan bir kardeşin dünyaya gelmesiyle ilk çocukta bir takım duygu ve davranış bozuklukları gözlemlenebilir. E ne de olsa kardeş kardeşin kumasıdır… Okumaya devam et “Kardeşim doğdu !!!!!!”

Share

Efsane Avcılığı: İki Dilli Çocuk Yetiştirmek

efsaneKüçük yaşta dil eğitimi söz konusu olunca ebeveynlerden genellikle ikinci bir dili öğretmenin en uygun yaşı nedir sorusu gelir ki, biz eğitimciler bunun anne karnında bile başlayabileceğini söyler ve ne kadar erken o kadar iyi olduğunun altını çizeriz. Bunun üzerine hemen şu sorular gelir: Peki biz şu dili öğretirken onun anadilde geri kalmasına sebep olmaz mıyız? Kafası karışmaz mı? Peki ya herkesten geç konuşursa?

Bu tip endişeler kulaktan dolma bilgilerden kaynaklanır ve zamanla birer mit haline dönüşmüşlerdir.

Okumaya devam et “Efsane Avcılığı: İki Dilli Çocuk Yetiştirmek”

Share

Yanlış Soru Düşünmeyi Engeller mi?

soru sormak1Soru sorma düşünmeyi ateşleyen bir yöntem olarak kabul edilir. Çünkü düşünme bir konu üzerinde sorular sorulmaya başlandığı andan itibaren oluşmaya başlar. İyi bir eğitimci, öğrenciyi düşünmeye sevk edecek uyarıcı sorular sormak zorundadır. Yani soracağı sorular düşünmeyi ateşleyici nitelikte olmalıdır. Yüzeysel sorular, yüzeysel anlamaya ve yüzeysel cevaplar vermeye yol açar. Bu durum öğrencinin düşünmesini engeller.

Örneğin, “1. Dünya Savaşı kimler arasında oldu ve bu savaşı kim kazandı?” sorusu, yüzeysel bir sorudur ve ezber bir bilgidir. Öğrenci bu bilgiye sahipse cevap verir yoksa veremez. Bu soru öğrenciyi düşünmeye sevk etmez.
Ama onun yerine;
“Eğer Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’nı kazansaydı ne olurdu?” sorusu, daha kaliteli ve düşünceye sevk eden, araştırmaya yönlendiren ve öğrenmeyi gerçekleştiren bir soru olurdu.

Okumaya devam et “Yanlış Soru Düşünmeyi Engeller mi?”

Share

Hayatın Ritmini Yakalayın…

hritm4“Yetenek olağandır. Yeteneği besleyip geliştirecek çevreyi bulmak olağan değildir. Her çocuk pek çok yeteneğe yatkın doğar. Eğitimin gizi bu yetenekleri ortaya çıkaracak çevrenin yaratılmasında ve geliştirilmesindedir.”

Japon müzik eğitimcisi Suzuki yetenek ile eğitim ve çevre ilişkisini bu şekilde kuruyor. Eğitimde müziğin özgüveni, karakteri, beyin ve duygular arasındaki koordinasyonu, iletişim becerilerini, dinleme becerilerini, hafızayı ve dil becerilerini geliştirdiğini biliyoruz. Araştırmalara göre müzik, çocukların seslerini ve kelimelerini geliştirmenin en iyi yolu!

Bireysel başarılar da şüphesiz yaşanılan çevrenin genel iklimiyle çok paraleldir. Evet, başarıda kişinin kumaşının kalitesi büyük etkendir ama içine doğulan toplumun belirleyici etkisi göz ardı edilemez. Bunun böyle olduğunu ortaya koyan pek çok değerli çalışma var. Malcolm Gladwell, Outliers adlı kitabında bu durumu “ekolojiyle” şöyle izah eder:

Okumaya devam et “Hayatın Ritmini Yakalayın…”

Share

Kendi Potansiyelini Gerçekleştiren Çocuk Şampiyondur…

Çocuğun Yapabileceği Yanlış Seçimler :
spordali4 (1)Çocuk bazen yapacağı sporu yanlış düşüncelere dayanarak seçer. Çocuk televizyonda ve gazetelerde başarısının en yüksek seviyesinde iken gördüğü sporcuları ideal olarak alır ve bunların yaptığı sporu yapmaya çalışır. Bu seçtiği sporun kendisine uygun olup olmadığını sorgulayamaz. Hele bir de medyanın kendisine idol olarak gösterdiği bu kişiyi tam anlamı ile taklit etmeye çalışır ise spora aşırı konsantre olma sonucu spor dışındaki hayatını, sosyalleşmesini, diğer eğlence ve zaman geçirme unsurlarını unutur. Hâlbuki anne ve baba çocuğu pek çok sporcunun aşırı başarı isteği ile çocukluk çağının yaşayamadığı konusunda uyarmalıdır.

Aşırı rekabet duygusu çocukta belli bir devrede normal sayılsa bile sporaspordali (4) yeni başlayanlarda normal olarak kabul edilmez. Mutlak başarı amacı ile uygulanan ağır antrenmanlar pek çok sporcunun sakatlanması ve sporu bırakmasına neden olmuştur. Ayrıca çocuk bazen yapacağı spora tam olarak karar veremeyip uzun arayışlara girer ise asıl yeteneğini göstereceği sporu hiç bulamayabilir. Kendisine uygun sporu bulduğu halde arayışlar içine giren çocuk esas fırsatı daima teper.

Okumaya devam et “Kendi Potansiyelini Gerçekleştiren Çocuk Şampiyondur…”

Share

Düşünce Haritaları…

Beynimiz
dh1İnsan beyni sahip olduğu potansiyel ile ortaya konulan her yeni araştırmayla insanlığı tekrar tekrar şaşırtmaya devam ediyor. Bugün yapılan son araştırmalar gösteriyor ki 1300 g ‘lık bir et parçasından çok daha fazla şeyi ifade eden beynimizin bize sunduğu potansiyeli hak ettiği şekilde kullanamıyoruz.

İnsan beyninin sahip olduğu inanılması güç potansiyel ile ilgili Moskova Üniversitesi Profesörü Petr Kouzmich Anokhin “ İnsan beynindeki nöronun 10 milyar beyin hücresinin her biri, 1.1028  sayıda bağlantı kurma ve diğer beyin hücreleri ile bilgi alışverişi becerisine sahiptir.” demiştir.

Tek bir beyin hücresinin bu denli bir potansiyele sahip olduğu beynimizle yapabileceklerimizi hayal etmemiz imkânsızdır.

Okumaya devam et “Düşünce Haritaları…”

Share