Ebeveynlerin Fark Etmeden Yaptıkları 7 Hata

Bu yedi maddeyi iyi okumanızı öneriyoruz. Her ne kadar davranışlarımıza dikkat etsek de bazen işte biz de hata yapıyoruz ve aşağıdaki örnekler de onu gösteriyor. Bu davranışlarla farkında olmadan kötü örnek oluyoruz.

1.TUTARSIZLIKtuttur
Daha dün oyuncak aldığınız çocuğunuza bugün evden çıkarken alışveriş merkezine gittiğinizde bir şey almayacağınızı söylediniz. Alışveriş merkezine gittiğinizde çocuğunuz her gördüğü şeyi istemeye başladı, siz ‘hayır’ dedikçe o ağladı, kendisini yerden yere attı, size vurdu hatta sizi sevmediğini kötü bir anne olduğunuzu herkesin içinde haykırdı. Siz de ‘peki ama bu seferlik, al, al da sus, amann peki peki’ gibi cümleler söyleyip istediği bir şeyi aldınız. İşte o anda çocuğunuza ‘Devamlı ister, ağlar, tutturup onu sevmediğimi söylersem, vurursam annemi bıktırırsam ona istediğimi aldırırım’ı yaşayarak öğrettiniz. Okumaya devam et “Ebeveynlerin Fark Etmeden Yaptıkları 7 Hata”

Share

Ne sıcak, ne soğuk… Serin Olmak…

1Bu sözü yıllar önce Gazi Mahallesinde Baba Destek Programı uygulanırken duyduğumdan beri aklımın hep bir tarafında tutarım. Bu sözü söyleyen, 60’lı yaşlarda, okuma yazma bilmeyen ve 6 yaşındaki oğlu için ısrarla eğitime devam eden Ali amcadan duydum. Ali amca konuşkan bir katılımcıydı ve ne vakit söz alsa eğitimci bir türlü toparlayamıyor ve Ali amcanın sözünü kesmek durumunda kalıyordu. Sözünün kesildiği anlardan birinde Ali amca sinirlendi ve sesini de biraz yükselterek “Hoca, hoca eşle, çocukla serin olacan diyorum, serin” dedi.

Aslında Ali amca, gelişim psikolojisi ve aile eğitimleri literatürünü, bir cümle ile özetlemiş ve saptamasını yapmıştı. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın kültürlerarası psikoloji alanında ödül almasına temel teşkil eden “ Özerk İlişkisel Benlik Kuramı” nın kısa bir özeti gibi bu cümle.* (Çiğdem hanım bu sözüme ne der, nasıl yorumlar merak ediyorum.)

Özerk İlişkisel Benlik Kuramını tanıtabilmek için öncelikle kavramları biraz açmak gerekiyor. Çocuğun benlik gelişiminde iki temel dinamikten bahsedilebilir. Bunlardan ilki anne baba sevgisi, diğeri ise anne baba denetimi. Okumaya devam et “Ne sıcak, ne soğuk… Serin Olmak…”

Share

Şimdi Okullu Olduk, Sınıfları Doldurduk…

1aÇocuk için okula başlamak yeni bilgiler edineceği yepyeni bir dünyanın başlangıcıdır. Öğrenme ve sosyal yönünün yanı sıra duygusal açıdan da çocuk için büyük bir değişikliktir. İçine doğduğu ilk sosyal çevresi olan ailesinden ayrılarak yeni ilişkiler kuracağı bir gruba girmektedir.

Çocukların kişiliklerinin ve bireyselliklerinin biçimlenmesinde, ev ve okul çevresindeki kişilerle etkileşimlerinin büyük rol oynadığı bu dönem oldukça önemlidir. Bu süreçte çocuklar kadar ebeveynlerde çok heyecanlanır. Günler öncesinden okul hazırlıkları başlar. Çantalar, kıyafetler alınır. Okul hayatıyla yeni tanışacak çocuk ve ebeveynler için yaşanan bu tatlı heyecanın yanı sıra birçok belirsizlik de vardır; ‘Çocuğum ilk gün ağlayacak mı?’ Arkadaşları ile uyum sağlayacak mı? ‘Sorumluluklarını yerine getirebilecek mi?’ gibi pek çok soru ailelerin kafasını meşgul eder. Okumaya devam et “Şimdi Okullu Olduk, Sınıfları Doldurduk…”

Share

Abur Cubur… Hapur Hupur…

okulGünümüz çocuklarının beslenme alışkanlıklarını oldukça etkileyen ve çok az kişinin değindiği bir etken vardır; son yıllarda aile yapıları ve çalışma alışkanlıklarında yaşanan değişimler. İnsanlık tarihi boyunca yemek yemek önemli bir toplumsal olaydır ve yemek geleneklerine halen önem veren ülkelerde yemekten alınan lezzet, yeme koşulları ile ilişkilendirilmiştir: hazırlama ve sunum, aile toplantıları ve sofra sohbetleri… Ancak gelişmiş uluslarda yemeğin hazırlanması yalnızca paketi açmak ve gerekiyorsa mikrodalgayı çalıştırmaktan ibaret hale geldikçe, yemek yemek giderek yalnız başına yapılan bir aktiviteye dönmüştür.

2005 yılında Birleşik Krallık’ta 2000 aileye uygulanan bir anket, ailelerden %20’ sinin birlikte hiç sofraya oturmamış olduğunu (!), geri kalanların dörtte üçününse yemeklerini televizyon izlerken yediğini ortaya çıkardı. Daha da ötesi, çoğunlukla aile fertleri aynı televizyonu bile izlemiyorlardı. Birlikte yemek yemekten yalnız yemek başına yemeye doğru bu toplumsal değişim, elektrik hızıyla gerçekleşen birçok başka kültürel değişimin ikincil etkisi olarak neredeyse yorum yapmaya bile izin vermeyecek kadar kısa sürede gerçekleşti. Okumaya devam et “Abur Cubur… Hapur Hupur…”

Share

Kardeşim doğdu !!!!!!

kardes_kiskancligiKıskançlık, kızgınlık sonucu oluşan, insanlara yönelik bir içerleme tutumu olarak tanımlanabilir. Beklenen ilgi, sevgi ve şefkat eksikliğine verilen bir yanıttır. Kıskançlığı oluşturan ortam çoğu kez toplumsal içerikli olup, özellikle çocuğun sevdiği kişileri kapsar.

Kıskançlık doğal bir duygudur, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Bazı araştırmalara göre kıskançlığın içgüdüsel, yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilen bu duygu çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma, bazı gelişim kuramcılarına göre iki yaş civarında babanın çocuk tarafından tanınmasıyla anneyi paylaşamama üzerine başlar. Bu gelişim evresinin üzerine aileye yeni katılan bir kardeşin dünyaya gelmesiyle ilk çocukta bir takım duygu ve davranış bozuklukları gözlemlenebilir. E ne de olsa kardeş kardeşin kumasıdır… Okumaya devam et “Kardeşim doğdu !!!!!!”

Share

Neden Yalan Söylüyor? Niçin Çalıyor?

YALAN SÖYLEME

Unsincere child with long nose

İnsanların üç farklı dünyası vardır: Uyku ve rüya dünyası, hayal dünyası, gerçek dünya. Sağlıklı bir yetişkinde bu üç dünya birbirinden net çizgilerle ayrılmıştır yani hiçbir sağlıklı yetişkin hayal kurduğu şeyi gerçekmiş gibi anlatmaz. Oysa ilk 7 yaş döneminde çocuklar bu üç dünyayı birbirinden ayırt edemez. Onlar için hayal dünyası tıpkı gerçek dünya gibidir. Yalan söylemek insanların korkularının ve kaygılarının ürünüdür, bir hatayı gizlemek amacıyla gerçeğe uygun olmayan girişimde bulunmaktır. Çocukların yalanları yetişkinlerin yalanlarının yanında masum kalır; çünkü onların yalanları aldatma amacı gütmez. 7 yaş öncesinde söylediği gerçekdışı sözler ve olaylara yalan damgası vurmak doğru değildir. 3-4 yaş çocuğunun inanılmayacak öyküler uydurması ve hayali arkadaşlarının olması doğaldır ve gelişim özelliklerinin yolunda gittiğini gösterir. Çocuk hayal gücü geniş olduğu sürece başarılıdır. Çocuk Okumaya devam et “Neden Yalan Söylüyor? Niçin Çalıyor?”

Share

Sınır Belirleme… Keşfetme… Öğrenme…

baymyo_20150505_231722_68ae78c9e56f406fÇocuklar, kendilerinden ne beklendiğini, kontrolün kimde olduğunu, ne kadar ileri gidebileceklerini ve çok ileri gittiklerinde nelerle karşılaşacaklarını bilmek isterler. Sınırlar, çocukların kendilerini ve dünyalarını anlamalarına yardımcı olarak, onlara önemli bir keşif ve öğrenme ortamı sağlar. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir fakat anne babaların öğretmeye çalıştıkları dersler, gönderilen sinyaller çok net olmadığı zaman sınırlar kolayca yıkılabilir.

Çocuklar neden sınırlara ihtiyaç duyarlar? Okumaya devam et “Sınır Belirleme… Keşfetme… Öğrenme…”

Share

Teknoloji! Ne seninle – Ne sensiz…

1Birçoğumuzun çocukluğunda renkli televizyon en büyük teknolojik yeniliklerden biriydi, sonra çok kanallı televizyonlar, videolar ve atariler geldi… Şimdiki çocuklar ise bizlerin ve bizden önceki nesillerin çok geç tanıştığı inanılmaz bir teknolojinin içine doğuyorlar. Doğdukları andan itibaren evlerinde, okullarında, gittikleri mekanlarda teknoloji ile iç içeler. Teknoloji iyi kullanıldığı zaman öğrenmeyi ve iletişimi geliştirebilir. Bazı interaktif uygulamalar eğlenerek öğrenmeyi de desteklemekte. Bu nedenle okullarda akıllı tahtalar, tabletler öğrenme amaçlı da kullanılmakta. Bazı oyunlar problem çözme, stratejik düşünme hatta dikkat becerilerini arttırmakta. Fakat doğru kullanılmadığında birtakım olumsuzlukları hatta tehlikeleri de birlikte getirmekte…Bu yazıda olumsuz etkilerinin yanı sıra doğru kullanım için ailelere de bazı önerileri bulabilirsiniz. Okumaya devam et “Teknoloji! Ne seninle – Ne sensiz…”

Share

Duygusal Gelişim Ailede Başlar

Bebek henüz fetüs halindeyken duygusal dünyası yavaş yavaş oluşmaya başlar. Bebeğin istenen bir bebek olup olmaması, anne – babanın ebeveynliğe hazırlığı, hamilelik sürecinde annenin sağlığı ve psikolojik durumu şu anda bilinen ve bebeğe daha dünyaya gelmeden yaptığımız duygusal yatırımlar… Doğduktan sonra kucaklamak, onu sevdiğimizi söylemek, onunla konuşmak en az besini kadar onu geliştiren sağlıklı bağlanma yönünde atılan adımlar. Çoğu zaman farkında olmadan yaptığımız mucizevi yatırımlar…

Duygusal gelişim, en az zihinsel, fiziksel, sosyal gelişim kadar değerli ve önemlidir. Günümüz araştırmaları IQ kadar EQ’ nun da (duygusal zeka) hayat başarısındaki önemini ispatlamış durumda. Mutlu ve başarılı olmak için zeka olarak IQ’ ya, bunu ortaya koymak için EQ’ya ihtiyacımız var diyebiliriz çok dar bir çerçevede. Bazen çok kaygılı olmak, hiç istek hissetmemek (motive olamamak), özgüven ve özsaygıda eksiklik, öfke kontrolunde yaşadığımız sıkıntılar nasıl da potansiyelimizi düşürür, bazen bizden daha az yapabilirliği olduğunu düşündüğümüz insanların önümüze geçmesini sağlar !!! Okumaya devam et “Duygusal Gelişim Ailede Başlar”

Share