Çocuğumuzun Yaşamında İletişim Engelleri Oluşturuyor muyuz?

Çocukluk çağı bir süreçtir. Bu süreçte bir çocuk sürekli değişim içinde yetişir, büyür, gelişir… Peki, biz yaşamımızın bu en güzel, özel filizi gelişirken onu nasıl koruyup kollamaya çalışıyoruz acaba…

ebeveyn-tutumGelişimi, güçlenmesi, tüm etkenlere dirençli olabilmesi için ona kazandırdıklarımız, kattığımız değerler acaba onu olumlu mu beslemekte? Biz yetişkinler, yapılandırma ve yönlendirmelerimizi yaparken, çocuklarımızı tanıyor muyuz, anlıyor muyuz? Başka bir bakış açısıyla, kazandırmak istediklerimizle, onların yüreklerine dokunmuş oluyor muyuz?

Hep en iyisi olsun diye düşünürüz. Sıradan olmasınlar isteriz. Bunu isterken, yaşamını, hayata bakışını ve en önemlisi arkadaş ilişkilerini etkilemiş olmaz mıyız? Yaşamla mücadele etmesini, zorluklardan yılmamasını, güçlüklere direnci, insan sevgisi ve değerleri nasıl verebiliriz veya ne yapmamalıyız ki onlar üzerindeki etkilerimiz hep olumlu yönde olabilsin?

Okumaya devam et “Çocuğumuzun Yaşamında İletişim Engelleri Oluşturuyor muyuz?”

Share

Değerler Eğitiminde Ailenin Rolü…

degerler (1)Okul öncesi dönem, çocukların değerler eğitiminin temelinin atıldığı en önemli dönem olma özelliğindedir. Değerler değişmez ilkeler olmakla beraber yaşanılan çevre, kültürel özellikler, deneyimler, eğitim gibi pek çok değişkenle farklılığa uğrayabilmektedir.

degerler (3)İyi bir değerler eğitiminin akademik başarıyı da etkilediği, yapılan araştırmalar sonucu görülmüştür. Eğer bir çocuğun okula başladığında sorumluluk, kendini kontrol gibi kişilik özelliklerinde uygun gelişme varsa, okul başarısının da olumlu etkilendiği görülmektedir. Saygı, sevgi gibi değerler ise çocuğun sosyal yaşamını etkileyen ve gelişimini sağlayan değerler olarak görülmektedir. Okumaya devam et “Değerler Eğitiminde Ailenin Rolü…”

Share

Eğitimde Bir Dönüşüm Aracı Olarak Dans (1)…

dans (2)Her eğitim-öğretim yılı başında yaratıcı dans derslerinde çocuklar için yeni bir süreç başlar. Çocukların fiziksel ve duyuşsal alanlarda bilgi ve farkındalıklarının çoğalıp, danslarının gelişmesi için yapılmaya başlanan dersler; bedenden başlayıp ruha dokunan, bireysel ve toplumsal bağlamda olumlu davranış kalıpları yerleştirmeyi hedefleyen aracılara dönüşür.

dans (8)Öğrencilerin çoğu yaratıcı dans derslerine karşı olumlu bir heyecan hissederler. Arada daha çekingen duran erkek öğrenciler görürsünüz, nadiren de kızlar. İlk derslerde rastlanan geri duruşlardaki sebep genellikle kendini göstermek ve bedenini kullanmaktan korkmadan kaynaklanır. Eklemek ve ayrıca Okumaya devam et “Eğitimde Bir Dönüşüm Aracı Olarak Dans (1)…”

Share

Çocukların Sorumluluk Kavramını Öğrenmesi için Küçük İpuçları…

Sorumluluk nedir? Kişinin kendine ve başkalarına karşı yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini, zamanında yerine getirmesi bilincidir. Çok küçük yaştan itibaren öğrenilen ve gelişen bir beceridir.

sorumluluk (3)Acaba nasıl sorumluluk sahibi bireyler yetiştirebiliriz?

Öncelikle okul öncesi dönemde küçük ipuçları ile önemli davranış kazanımları ya da davranış değişiklikleri yaratabiliriz.

Peki nasıl? Okumaya devam et “Çocukların Sorumluluk Kavramını Öğrenmesi için Küçük İpuçları…”

Share

Çocuklar Dünyayı Okur…

Okul öncesi, çocuğun dünyayı keşfetmesini ve tanımasını izlemek için heyecan verici bir dönemdir. Küçük çocukları düşündüğümüzde İngilizce öğrenmek etrafındaki dünya ile iletişim kurmalarına olanak sağlamaktadır. Bu dönemde çocuklar, belli nesneleri isteyebilir, soru sorabilir, kendi dünyaları hakkında konuşabilir ve anaokuluna başlamadan önceki durumlarına kıyasla daha üst düzey bir iletişim kurabilirler.

cdoAnaokulu öğrencileri oyun oynama fikrine bayılırlar. Birbirinden değişik oyun olanakları ile donatılmış bir ortamda öğrenmek onlar için daha kolay olacaktır. Bu yüzden eğlenceli ve heyecan verici oyunlar oynamak öğrenmelerine yardımcı olur. Oyun oynarken birçok yapı öğrenirler ve belli harfleri ya da kelime ve yapıları öğrendiklerinin farkına bile varmazlar. Öğretmenler çocuklara boyamaları için harfler veya kelimeler verebilir, harflerle ilgili resim yapmalarını isteyebilir, böylelikle harfleri yazmalarını sağlayabilir; hikaye kitaplarından canlandırmalar yapmalarını isteyebilir, belli sesler ile başlayan eşyalar getirmelerini isteyebilir ve bunun gibi etkinliklerle öğrenme fırsatları yaratabilir. Okumaya devam et “Çocuklar Dünyayı Okur…”

Share

Oyun yalnızca eğlence midir?

oyun (3)Bebek ve çocukların gelişimleri sırasında olgunlaşma ve sosyal boyutun erken gelişmesinde oyunun önemi belirgindir. Ayrıca içinde yaşanılan kültürün önemli etkilerinden olan araştırma duygusunun ve kurallara uymanın öğrenildiği ve geliştirildiği yer de oyunlardır. Oyunlar önce bebeğin kendi bedensel duyumlarının araştırılması şeklinde çok küçük bir alanda başlamakta, sonra yakın çevresi içinde sürmekte ve daha sonrada büyük sosyal ortamlarda gerçekleştirilmektedir. Bebek, çocuk, ergen ya da yetişkin bir kişinin neden oyun oynadığı sorusunun birçok yanıtı vardır. Bunlardan birincisi, içten gelen enerjinin boşaltılması için oyun oynanmaktadır. İkincisi, türe özgü davranışların çok uzun bir süredir aktarılmasına ve sürdürülmesine yardım etmektedir. Bu görüşe örnek olarak, kedi yavrusunun fare yakalamadan önce bir şeylerle oynaması ya da kız çocukların bebeklerle oynayarak annelik alıştırması yapmasını verebiliriz. Üçüncü yanıta göre oyun, gelecekteki becerilerin geliştirildiği bir alan olarak görülebilir. Okumaya devam et “Oyun yalnızca eğlence midir?”

Share

Çocukları “Daha Erken ve Daha Hızlı” Öğrenmeleri İçin Zorlamak Gelecekte Onlara Ne Kazandıracak?

17053Bir zamanlar öğretmenlik yaptığım disiplin ve başarı odaklı bir okulda, en küçük çocuklar bile tipik bir okul gününe aynı şekilde başlardı: Okul marşını ezbere okuyarak. “Ben bir …. öğrencisiyim!” diye söylemeye başlardı 200 çocuk birden. Müdür masaların arasında dolaşırken, bir taraftan da çocukların onun hareketlerine göre başlarını çevirip çevirmediğini ve onu gerçekten takip edip etmediklerini kontrol ederdi. Eğer bir çocuk kendini tutamayıp kıkırdarsa, derhal Sessiz Alana gönderilirdi.

“Kim olduğumu, kim olacağımı ve hayatta ne yapacağımı belirleyebilecek güce sahibim.” Başparmaklarıyla göğüs kafeslerini işaret ederlerdi, kollarını uzatıp sonra da aynı anda ellerini yumruk yaparlardı. “Mükemmelliğe ulaşmaya odaklanacağım.” Okumaya devam et “Çocukları “Daha Erken ve Daha Hızlı” Öğrenmeleri İçin Zorlamak Gelecekte Onlara Ne Kazandıracak?”

Share

Kardeşim doğdu !!!!!!

kardes_kiskancligiKıskançlık, kızgınlık sonucu oluşan, insanlara yönelik bir içerleme tutumu olarak tanımlanabilir. Beklenen ilgi, sevgi ve şefkat eksikliğine verilen bir yanıttır. Kıskançlığı oluşturan ortam çoğu kez toplumsal içerikli olup, özellikle çocuğun sevdiği kişileri kapsar.

Kıskançlık doğal bir duygudur, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Bazı araştırmalara göre kıskançlığın içgüdüsel, yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilen bu duygu çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma, bazı gelişim kuramcılarına göre iki yaş civarında babanın çocuk tarafından tanınmasıyla anneyi paylaşamama üzerine başlar. Bu gelişim evresinin üzerine aileye yeni katılan bir kardeşin dünyaya gelmesiyle ilk çocukta bir takım duygu ve davranış bozuklukları gözlemlenebilir. E ne de olsa kardeş kardeşin kumasıdır… Okumaya devam et “Kardeşim doğdu !!!!!!”

Share

Efsane Avcılığı: İki Dilli Çocuk Yetiştirmek

efsaneKüçük yaşta dil eğitimi söz konusu olunca ebeveynlerden genellikle ikinci bir dili öğretmenin en uygun yaşı nedir sorusu gelir ki, biz eğitimciler bunun anne karnında bile başlayabileceğini söyler ve ne kadar erken o kadar iyi olduğunun altını çizeriz. Bunun üzerine hemen şu sorular gelir: Peki biz şu dili öğretirken onun anadilde geri kalmasına sebep olmaz mıyız? Kafası karışmaz mı? Peki ya herkesten geç konuşursa?

Bu tip endişeler kulaktan dolma bilgilerden kaynaklanır ve zamanla birer mit haline dönüşmüşlerdir.

Okumaya devam et “Efsane Avcılığı: İki Dilli Çocuk Yetiştirmek”

Share

Yanlış Soru Düşünmeyi Engeller mi?

soru sormak1Soru sorma düşünmeyi ateşleyen bir yöntem olarak kabul edilir. Çünkü düşünme bir konu üzerinde sorular sorulmaya başlandığı andan itibaren oluşmaya başlar. İyi bir eğitimci, öğrenciyi düşünmeye sevk edecek uyarıcı sorular sormak zorundadır. Yani soracağı sorular düşünmeyi ateşleyici nitelikte olmalıdır. Yüzeysel sorular, yüzeysel anlamaya ve yüzeysel cevaplar vermeye yol açar. Bu durum öğrencinin düşünmesini engeller.

Örneğin, “1. Dünya Savaşı kimler arasında oldu ve bu savaşı kim kazandı?” sorusu, yüzeysel bir sorudur ve ezber bir bilgidir. Öğrenci bu bilgiye sahipse cevap verir yoksa veremez. Bu soru öğrenciyi düşünmeye sevk etmez.
Ama onun yerine;
“Eğer Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’nı kazansaydı ne olurdu?” sorusu, daha kaliteli ve düşünceye sevk eden, araştırmaya yönlendiren ve öğrenmeyi gerçekleştiren bir soru olurdu.

Okumaya devam et “Yanlış Soru Düşünmeyi Engeller mi?”

Share